Türkiye’de Sigorta Bilinci

Sigortacılığı esas alan çeşitli toplantılarda, çeşitli organizasyonlarda, hemen her vesile ile getirilen bir konu var. O da ülkemizde henüz sigortacılık bilincinin yerleşmemiş olması. Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı sigorta şirketleri de en çok bundan yakınıyorlar. Sigortalılık oranlarının yükselmesi elbette zaman alan bir süreç. Bu süreçte sigorta şirketlerine, sigorta acentelerine ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren aracı kuruluşlara çok iş düşüyor. Sigortalılık oranlarının yükselmesinde toplumun refah düzeyinin yükselmesi birinci etkendir. Elbette insanların ekonomik durumları iyileşmeli ki sigortalanacak değerlere sahip olabilsinler.

Ülkemizde sigorta yaklaşımı genelde zorunlu sigortalar ile artmaktadır. Bugün zorunlu trafik sigortasında üretilen prim, ülkemizde toplam prim üretiminin hemen hemen dörtte birini teşkil ediyor. Üstelik trafiğe kayılı araçların neredeyse beşte biri zorunlu trafik sigortası yaptırmamış olmasına rağmen. Diğer taraftan motorlu araçlar için yaptırılan kasko sigorta prim üretimi de, toplam prim üretiminin hemen hemen dörtte biri kadar. Bu durumda sadece bu iki sigorta çeşidi, toplam sigorta hacmimizin yarısını meydene getiriyor. Diğer yarısı ise diğer sigortacılık dalları. Sadece bu durum bile, ülkemizde sigortacılık bilincinin ne kadar yerleşmiş olduğunun göstergesidir. Demek ki insanlar, arabalarına verdikleri değer kadar, evlerine, işlerine, iş yerlerine, daha önemlisi sağlıklarına değer vermiyorlar.

2010 yılı rakamlarına bakılırsa, ülkelerin toplam prim üretimleri, payları ve büyüme trendleri şu şekildedir:

 

Sıra

Ülke

Prim (milyar dolar)

Pay (yüzde)

Büyüme (yüzde)

1

Amerika

1.162

26.88

1.97

2

Japonya

564

13.04

11.45

3

İngiltere

300

6.94

-2.91

38

Türkiye

9

0.21

17.41

 

Aynı çalışmada ülkelerin kişi başına prim üretimleri ise şu şekildedir:

 

Sıra

Ülke

Toplam (dolar)

1

İsviçre

6.724

2

Hollanda

6.160

3

Lüksemburg

5.537

65

Türkiye

122

 

Geçen yıl yapılan bir başka inceleme sonucuna göre de ülkemiz, dünya ekonomisinde onyedinci sıradadır. Sigortacılık sektörü açısında ise otuzaltıncı sıradadır. Sadece bu rakamlar bile sigortacılığın ülkemizde ne kadar cidiye alındığını göstermektedir. Yine de sigortacılığın geçmiş yıllara göre yükselme trendinde olduğu da bir gerçektir. Yukarıda da değinildiği gibi toplumun refah düzeyi ne kadar yükselirse sigortacılık bilinci de o kadar yükselecektir.

Sigortacılık sektörünün ekonomi içinde önemli bir yeri olması yüzünden, sigortacılık alanında uzmanlaşmış insanlara da ihtiyaç artmaktadır. Finansal piyasalar içinde özellikle ülkemizdeki refah seviyesinin artışına paralel olarak sigorta bilinci yükselmek zorundadır. Küreselleşme, finansal araçlardaki çeşitlilik ve finansal piyasaların birbirleri ile entegrasyonu, sigortacılık alanında eğitim almış, yetişmiş eleman ihtiyacını artırmaktadır. Sigortacılık, ülke ekonomisinin gelişimini gösteren önemli bir göstergedir.

Bu arada Avrupa Birliği ile yürütülen uyum çalışmaları kapsamında, sigortacılık ve buna ilişkin alanlar da yer almaktadır.

Sigorta sektörümüzün güçlü yanları şunlardır:

  • Sermaye piyasasına ciddi anlamda fon yaratabilecek bir potansiyele sahiptir.
  • Sektörde çalışanların eğitim düzeyleri gittikçe yükselmektedir.
  • Sigorta Bilgi Merkezi 2008 yılında, katılımcıların hak ve çıkarlarını korumak üzere faaliyete başlamıştır. Bu merkez üzerinden sigorta işlemlerine yönelik bilgiler alınabilmektedir.
  • Kurulan Güvence Hesabı ile, sigortalının belirlenememesi veya sigortanın yaptırılmamış olması durumlarında ortaya çıkan bedensel zararları karşılamaktadır. Aynı zamanda, sigorta şirketinin iflası durumunda sigortalıları korumaktadır.

Bunun yanında sigorta sektörümüzün şu zayıf yönleri de bulunmaktadır:

  • Sigorta bilinci, henüz sosyo kültürel ve ekonomik yapı içinde gerekli yere ulaşmış değildir.
  • Yanlış uygulamalar ve kulaktan dolma bilgiler sigortacılık sistemine zarar vermektedir.
  • İnsanların sigorta talep etmelerini gerektirecek refah düzeyi tam olarak istenen seviyede değildir.
  • İnsanlar sigortacılık sisteminin aynı zamanda ekonomi için fon yarattığını, primlerin oluşturduğu fonlarla bankalar üzerinden kredi sağlandığını, sosyal refaha katkıda bulunduğunu, istihdam yarattığını bilmemektedir.
  • Acentelerin yeterince eğitimli olmamaları ve sattıkları poliçeleri yeterince tanımamaları yüzünde, müşteri de bilinçlenmemekte ve poliçe iptalleri artmaktadır.
  • Çalışanların şirketler arası geçişleri yüksek oranda olduğundan, bu durum müşteri memnuniyetsizliği yaratmaktadır.
  • Aşırı rekabet yüzünden primlerin düşmesi, sigorta şirketlerinin aldığı riski arttırmakta ve sunulan ürün ve hizmetlerde yetersizlik yaratmaktadır.
  • Sigorta sözleşmelerinde ağır bir hukuk dili kullanılması, poliçelerin anlaşılır olmasını etkilemektedir.
  • Sigorta şirketlerin etkin bir risk kontrolü yapmaması, kriz durumlarında ciddi sorunlar yaratmaktadır.
  • Etkili bir risk yönetiminin yapılamıyor olması, primlerin doğru tespit edilememesine neden olmaktadır.

Kısaca ülkemizde sigorta bilincinin yerleşmesi anlamında sigorta şirketlerinin güçlü yönlerini arttırmaları, zayıf yönlerini ise güçlendirmeleri gerekmektedir.

Türkiye’de sigorta bilincinin gelişmesi konusunda daha fazla bilgi almak isteniyorsa, çekinmeden şirketimize gelebilirsiniz. Şirket çalışanlarımız her anlamda yardımcı olmaya hazırdır.