Katılım Sigortacılığı Nedir

Son günlerde, katılım sigortacılığı veya islami sigortacılık ya da tekafül (dayanışma) sigortacılığı ifadeleri sıkça duyulmaya başlandı. Aslında bu ifadeler birbirlerinden farklı konuları ifade etmiyor. Hepsi de aynı şeydir ve yeni diyebilebileceğimiz bir sigortacılık anlayışının ürünüdür.

Ülkemiz “katılım” anlayışı ile ilk olarak 1980’li yılların başında tanışmıştı. O yıllarda Özel Finans Kurumu olarak adlandırılan şirketler, ülkemizde ilk olarak faizsiz bankacılık yapmaya başlamışlar ve bu şirketler ile kredi ve mevduat ilişkisine giren kişi veya kuruluşlar, faiz değil, paranın işletilmesinden doğan kazancı paylaşmaya başlamışlardı. Faiz yerine, kara veya zarara katılım söz konusuydu. Daha sonra 2006 yılında Bankacılık Kanunu’nda bir takım düzenlemeler yapılmış ve bu tarihten itibaren bu kuruluşlar Katılım Bankası olarak adlandırılmaya başlanmıştır.

Bu anlatılan konu, işin bankacılık yönü. Ancak aynı yaklaşım sigortacılık sektöründe de bir ihtiyaç olarak konuşulmaya başlanmış, hatta bazı sigorta şirketleri henüz yasal düzenlemeler yapılmadan faizsiz sigortacılık faaliyetlerine geçmiştir. Çağdaş bir sigortacılık uygulaması olarak, katılım sigortacılığına yönelik yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmalar sürdürülmektedir. Bunun için mevcut Sigortacılık Yasası’nın bazı maddelerinde değişiklikler yapılması gerekiyor.

Katılım sigortacılığı sisteminde temel yaklaşım, toplanan primlerin, faiz getirisi olmayan finansal araçlara yatırılması, bu şekilde faiz geliri yerine kara katılım yoluyla primlerin değerlendirilmesidir.

Katılım sigortacılığında da geleneksel sigortacılıkta da, sigortalılara güvence sunma bakımından, büyük bir fark yoktur. Katılım sigortacılığını geleneksel sigortacılıktan ayıran temel fark, risk paylaşımının, bir takım dini kurallara uygun olarak yapılması ve fonlar yönetilirken, faizsiz bankacılık esaslarına bağlı kalınmasıdır. Katılım sigortacılığında, şirket sigortacılık faaliyetleri sonunda bir kar elde etmişse, katılımcılara bu kardan pay vermektedir.

Teknik olarak bu açıklanan konular dışında sigortacılığın işleyişi açısından belirgin bir fark yoktur. Geleneksel sigortacılık ile katılım sigortacılığını birbirinden ayıran özellikleri daha iyi ifade edebilmek için konuyu şu şekilde açıklayalım:

  • Geleneksel sigortacılık, ticari kaygı ile hareket eder. Faiz hassasiyeti yoktur. Katılım sigortacılığında dayanışma esastır. Faize duyarlıdır.
  • Geleneksel sigortacılıkta şirketin sahibi, sermayeyi koyan kişi veya kuruluşlardır. Katılım sigortacılığında şirketin sahibi, katılımcılar olmaktadır.
  • Geleneksel sigortacılıkta esas olan riskin sigorta şirketi tarafından satın alnımasıdır. Katılım sigortacılığında sigorta şirketi ile katılımcılar arasında risk paylaşımı söz konusudur.
  • Geleneksel sigortacılıkta kar, tamamen sermayedara aittir. Katılım sigortacılığında kar, sigorta şirketi ile katılımcılar arasında paylaşılır.
  • Geleneksel sigortacılıkta, yatırımlar için herhangi bir kısıt yoktur. Katılım sigortacılığında yatırımlar, islami esaslar çerçevesinde yapılmak zorundadır.
  • Geleneksel sigortacılıkta sigorta şirketlerine ödenen poliçe primleri, beklenen olası risklere karşılık şirkete aittir. Katılım sigortacılığında, prim şeklinde yapılan ödemelerin tamamı veya bir kısmı, diğer katılımcıların risklerine karışılık olarak tekafül fonunda tutulur.
  • Geleneksel sigortacılıkta sigortalılar, satın aldıkları poliçeye karşılık prim öderler. Katılım sigortacılığında katılımcılar, teberru veya bağış adı ile ödeme yaparlar.
  • Geleneksel sigortacılıkta sigorta şirketleri, mevcut yasal düzenlemelere tabidir. Katılım sigortacılığında şirketler, bu yasal düzenlemeler yanında dini esaslara uygunluk bakımından, şirket içindeki Danışma Kurulu’na da tabidir.
  • Geleneksel sigortacılıkta yatırımlarda kullanılacak fonlar için islami kurallara uygunluk söz konusu değildir. Katılım sigortacılığında şirketin ve katılımcıların fonları islami açıdan uygun yatırımlarda kullanılır.

Kısaca geleneksel sigortacılık sisteminde, toplanan primlerden hasar ödemeleri yapıldıktan sonra bir kazanç sağlanmışsa, bu kazanç sermayedara aittir ve onlara kar payı olarak ödenir. Ama katılım sigortacılığı sisteminde, dayanışma esastır ve tekafül fonunda bir para kalmışsa, bu para şirket ile katılımcılar arasında paylaşılır.

Katılım sigortacılığı şirketleri bünyesinde, yapılan faaliyetlerin dini kurallara uygun olup olmadığını denetleyen ve yeri geldiğinde görüş veren bir kurul olmak zorundadır.

Bu inanıştan hareketle, katılım sigortacılığı yapan kuruluşlar, sigara bayilerini, alkol satan yerleri, cinsel içerikli yayın yapan ve satan yerleri sigortalamazlar.

Katılım sigortacılığı konusunda daha farklı bilgiler alınma istenirse, şirketimizin deneyimli ve eğitimli çalışanları her zaman yanınızdadır.