Kasko Poliçesi Değer Kaybı Tazminat Talebini Kapsıyor mu

Araç sahipleri çok iyi bilirler. Kaza geçiren bir araç ne kadar kendi servisinde onarılsa da hiçbir zaman fabrikadan ilk çıktığı gibi olmaz. Herşey bir yana araç kaza geçirmiştir. Kayıtlarda kaza geçiren bir araç olarak yer alacaktır. İleride ikinci el olarak satışa çıkarıldığı zaman, araç sahibinin karşısına, kaza yapmış araç damgası her yerde çıkacaktır. Yani araç orijinal değerinden bir kere kaybetmiştir. Aracın ikinci el değerinde bir kayıp olması kaçınılmazdır.

İşte trafik kazası geçiren araçlar için söz konusu olan bu fiyat düşüşü değer kaybı olarak ifade edilmektedir. Bu değer kaybı konusu her zaman araç sahipleri ile bu kazaya neden olan taraf arasında ve onun zorunlu trafik sigortasını düzenleyen sigorta şirketi arasında problem olmuştur. Değer kaybı tazminat taleplerinin ödenip ödenmeyeceği konusunda bugüne kadar çeşitli sorunlar yaşanmıştır.

Yaşanan sorunlar önceleri, sigorta şirketleri ile çözülmeye çalışılmıştır. Ancak sigorta şirketleri, değer kaybının doğrudan bir zarar olmadığını ileri sürmüşler ve bunun zorunlu trafik ve kasko sigorta poliçelerini ilgilendirmediğini savunmuşlardır. Bu gerekçe ile de değer kaybı tazminat talepleri hep geri çevrilmiş ve bunun üzerine konu mahkemelere, arkasından Yargıtay’a taşınmıştır.

Yargıtay ilgili daireleri tarafından değer kayıpları konusunda verilen içtihatlar ise, hep kusurlu tarafın zorunlu trafik veya kasko poliçelerini düzenleyen sigorta şirketleri tarafından tazmin olunması gerektiği yönünde olmuştur. Böyle olunca da bu şekilde zarar gören poliçe sahipleri yeniden sigorta şirketlerinin ve Sigorta Tahkim Komisyonu’nun kapılarını çalarak tazminat talebinde bulunmuşlardır.

Yargıtay’ın yaklaşımı hep şu şekilde olmuştur: kaza geçiren araç her ne kadar ileri teknolojiler kullanılarak ve iyi koşullarda onarım görürse görsün, ikinci el piyasada rayiç değerinden mutlaka bir değer kaybına uğrayacaktır. Bu yüzden bu değer kaybı doğrudan zarar olarak kabul edilmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi gereğince, kazada kusurlu sürücünün trafik poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin bu zararı tazmin etme sorumluluğu bulunmaktadır. Yatgıtay’ın bu yönde çok sayıda kararı bulunmaktadır.

Bu gelişmeler üzerine Hazine Müsteşarlığı, 2015 yılı Haziran ayında Trafik Sigorta Poliçesi genel şartlarını yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, Yargıtay’ın söz konusu kararları doğrultusunda, maddi zararlar teminatı şu şekilde tanımlanmıştır: karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil her türlü değer düşmesi maddi zarar kaybıdır. Bir değer kaybı tazminatı talep edilmesi halinde, ilgili sigorta dalında ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından zarar tespit edilir. Değer kaybının nasıl tespit edileceği, genel şartlar ekinde yer alan esaslara bağlıdır. Değer kaybının hesaplama yöntemi, hesaplamada esas alınacak kriterlerin neler olduğu ve bu hesaplamaları kimlerin yapabileceği genel şartlar ekinde yer almaktadır.

Zorunlu trafik poliçesi kapsamında sigorta şirketlerinin tazmin sorumluluğu bu şekilde yeniden düzenlenmiştir. Ancak, bu defa bazı mahkemeler, kasko sigorta yaptıran kişilerin kendi sigorta şirketine başvurarak, ortaya çıkan değer kaybından kasko sigorta poliçesini düzenleyen şirketi sorumlu tutan kararlar vermeye başlamıştır.

Aslında kaza geçiren araç sahipleri, kazada kusurlu olan tarafın zorunlu trafik poliçesine başvurmadan, kendi kasko sigorta poliçesinden zararlarını talep edebilmektedir. Netice olarak karşı taraf kusurlu olduğu için, kusuru oranında değer kaybı zararı karşı aracın zorunlu trafik poliçesinden rücu işlemi ile talep edilecektir. Ortada karşı tarafında kusuru oluğu için de mevcut hasarsızlık indirim hakkını kaybetmemiş olacaktır.

Kasko poliçesinin değer kaybı tazminat taleplerini karşılayıp karşılamadığı konusunda daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz, şirketimiz çalışanlarına başvurabilirsiniz.