Reasürans Anlaşmalarına İlişkin Genelge (2016/7)

 

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından, 25 Şubat 2016 tarihinde, 2016/7 numaralı, Reasürans Anlaşmalarına İlişkin Genelge yayınlanmıştır.

Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği’ne gönderilen genelge, esas olarak reasürans anlaşmalarının finansal raporlarda gösterimi gibi konularda bir takım açıklamalar içermektedir.

Genelgenin birinci maddesinde, sigorta ve reasürans şirketleri ile bireysel emeklilik şirketlerinin gerçekleştirdikleri bütün işlemlerin, Sigortacılık Kanunu’nun emredici hükümlerine ve özellikle 16, 18 ve 19. maddeleri ile 28. maddesinin sekizinci ve dokuzuncu maddelerine tabi olmak zorunda olduğu hatırlatılmaktadır. İlk üç madde Sigortacılık Kanunu’nun Mali Bünye başlıklı dördüncü bölümünde yer almaktadır. 16. madde teknik karşılıklar konusunu, 18. madde hesap esasları, kayıt düzeni ile temel mali tablo ve mali bünye düzenlemeleri konusunu, 19. madde aktif azaltıcı işlem yasağı konusunu düzenlemektedir. 28. madde ise, Sigortacılık Kanunu’nun Denetim ve Bilgi Verme başlıklı yedinci bölümünde yer almakta ve denetim konusunu düzenlemektedir. Bu hükümler çerçevesinde, söz konusu şirketler, basiretli bir tüccar olarak hareket etmek zorundadırlar.

Genelgenin ikinci maddesinde, Sigortacılık Kanunu’nun teknik karşılıklar başlıklı 16. maddesinin sekizinci fıkrasına atıfta bulunulmaktadır. Bu fıkraya göre, teknik karşılıklar belirlenirken, reasürör payı, devredilen risk ve prim ile orantılı olmak zorundadır. Ancak, Hazine Müsteşarlığı’nın, mali açıdan tespit edeceği kriterleri karşılayamayan reasürörlere devredilen işlerde, reasürör payının daha düşük tutulmasını isteme yetkisi bulunmaktadır. Aynı şekilde 2007 yılı Ağustos ayında Resmi Gazete’de yayınlanan Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Teknik Karşılıkları ve Bu Karşılıkların Yatırılacağı Varlıklara İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre de teknik karşılıklardaki reasürör payı hesaplanırken, yürürlükte bulunan düzenlemeler ya da ilgili reasürans anlaşmalarının koşulları dikkate alınmak zorundadır.

Genelgenin üçüncü maddesinde ise, bu açıklanan hükümler paralelinde, teknik karşılıklardaki reasürör payının, ilgili reasürans anlaşmalarında belirlenen koşullardan ayrı bir şekilde hesap edilmesinin ve finansal tablolarda gerçekte olduğundan farklı gösterilmesinin, yasaya aykırı olduğu dile getirilmiştir. Eğer böyle bir durum tespit edilirse, bunu yapan şirketler sorumlu olacaklardır. Sorumlulara verilecek cezalar ise Sigortacılık Kanunu’nun adli cezaları düzenleyen 35. maddesinin 16. fıkrasında açıklanmıştır. İlgili fıkra gereğince şu durumlarda adli ceza uygulanmaktadır:

  • Sigortacılık Kanunu’nun teknik karşılıklar başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranarak yeteri kadar karşılık ayırmayanlar
  • Söz konusu maddenin ikiden yedinci fıkraya kadar olan hükümlerine aykırı olarak teknik karşılık ayıranlar
  • Yine söz konusu maddenin sekizinci fıkrasına aykırı şekilde reasürör payını tespit edenler
  • Sigortacılık Kanunu’nun teminatlar başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına aykırı olarak teminat ayıranlar
  • Söz konusu maddenin dördüncü fıkrasına aykırı şekilde minimum garanti fonu tesis edenler
  • Yine söz konusu maddenin beşinci fıkrası uyarınca teminatlardan ödeme yapmayanlar

Sigortacılık Kanunu’nun adli cezaları düzenleyen 35. maddesinin 16. fıkrası son bir hüküm daha taşımaktadır. Adli para cezalarının miktarı, yerine getirilmeyen yükümlülük miktarının ya da yükümlülük tam olarak yerine getirilmemişse, eksik olarak yerine getirilmemiş miktarın yüzde ikisinden düşük, yüzde onikisinden çok olamaz.

Hazine Müsteşarlığı, finansal tablolar hazırlanırken, bu hatırlatılan yasal düzenlemelere riayet edilmesi geketiğini ve bunun büyük önemi taşıdığını vurgulamaktadır.

Genelgenin dördüncü maddesine göre, sigorta ve reasürans şirketleri ile bireysel emeklilik şirketlerinin, sigortacılık ile ilgili risklerini yönetmek amacı ile sigortacılık prensipleri, uygulamaları ve yasal düzenlemelerine uygun şekilde, geleneksel reasürans uygulamaları ve alternatif risk transfer yöntemleri dahil her çeşit reasürans anlaşması yapmaları mümkündür.

Ancak bu anlaşmalar ile ilgili hesaplanacak primlerdeki, ödenecek tazminatlardaki ve karşılıklardaki reasürör payları, aktif ve pasiflerde takip edilen reasürörler ile ilgili depo hesapları, alacak ve borç hesapları gibi diğer hesaplardaki tutarlar ile alınan ve verilen reasürans komisyonları, Türkiye Finansal Raporlama Standartları’na uygun şekilde ve sigortacılık yasal düzenlemeleri çerçevesinde, reasürörün gerçek sorumluluğunu gösterir şekilde hesaplanmak zorundadır. Ayrıca bu hesaplamalar için reasürörlerle mutabık kalınması ve reasürörlerin ve sigorta şirketinin gerçek yükümlülüğünü yansıtması gerekmektedir.

Nihayet genelgenin son maddesi, Reasürans Anlaşması Niteliği Taşımayan Tretelere İlişkin Genelge’nin (2010/22) yürürlükten kaldırıldığını ifade etmektedir.